KARARLI - YORUM

 

Niyetlerin öğrenilmesi, emellerin amel programlarının takvime bağlanması, kuvveden fiile geçerken ruh ve zihin disiplininin başarı için ön şart olduğuna önceki sayıda kısaca değinmiştim.

  • Image



    Sevgili okuyucularımın muhabbet dolu, şevkimi arttırıcı geribildirimlerine bu satırlardan tekrar teşekkür etmek istiyorum.
    Emellerinizin amel programlarının izini sürerken kendi zihin haritanızda yer vermediğiniz yeni durumlarla karşılaştığımızda; “Hayırdır İnşallah” dedikten sonra, endişeli nazarlarla yaptığınız durum değerlendirmelerinizi hatırlıyor musunuz?
    Tabiatımız gereği, değişik durumla karşılaştığımız da bilinçdışı zihnimiz bizi koruma altına alır. Problem karşısında temkinli davranırız, duruma dayanıklılık gösteremeyeceğimiz kanaati gelişince de menfi düşünceler baş gösterir, sonraki adım ümitsizlik, maazallah!
    "Kararlılık", bir konuda sebat göstermek, sonuca ulaşmada hiçbir engel tanımamak ve azimle gayret ederek her ne olursa olsun yapılması gerekenleri yerine getirmek anlamına gelir.
    Problemlerin çözümü için kararlılık, niyete bağlı azmin sürmesine en iyi destekçimizdir.
    Aldığınız kararlarda ne kadar isabetliyiz?
    “İşimi doğru yapıyorum” demek istenen sonuca daha yeni, daha iyi bir katkı sağlamaz, faal kişiler “doğru olanın ne? Olduğunu bilmek isterler.
    “Bizim için doğru olan nedir?” diye sorusu, doğru olan kararın alınmasını garanti etmez. En faal, zeki yönetici bile insandır ve yanlışlara ve önyargılara açıktır. Yine de söz konusu soruyu sormamak kesinlikle yanlış kararın kapısını açar.   
    İyi karar alıcılar karar almanın kendine has bir süreci ve kendine has kesin tanımlanmış ilke ve adımlan olduğunu bilirler.
    Her karar risklidir: mevcut kaynakların belirsiz ve bi­linemez bir geleceğe bağlanmasıdır. Süreçte tek bir şey ol­sun ihmal ederseniz, karar tıpkı kötü inşa edilmiş bir duvarın bir depremde çökeceği gibi yerle bir olacaktır. Ama eğer süreç özenle izlenir ve gerekli adımlar atılırsa risk asgariye inecek ve kararın başarılı sonuçlar üretme şansı artacaktır.
    Yönetim düşüncesinin uzmanları “Etkin Kararlar” almanın altı öğesini şöyle sıralıyor:
    Yöneticiler ve bilgisinin otoritesini kullanarak çalışanlar, etkin karar almanın altı prensibini izleyerek karar almanın riskini asgariye indirirler. Bu altı prensip şunlardır:

    • Problemi Sınıflandırmak “…bu genel bir durum mu, yoksa bir istisna mı?”
    • Problemi Tanımlamak “…Neyle ilgili?”, “Uygun olan nedir?”, “Durumda anahtar rol oynayan nedir?”
    • Kararın Özellikleri “…yerine getirilmesi gereken şeylerin neler olduğunun bilinmesidir.”
    • Neyin Doğru Olduğuna Karar Vermek “…Kabul edilebilir olandan ya da (kimin haklı olduğundan) çok doğru olandan başlamak gerekir.”
    • Karara Eylem Katmak “…eyleme dönüşmedikçe bir karar karar değildir, olsa olsa iyi niyettir.”
    • Kararı Gerçek Sonuçlarla Karşılaştırarak Test Etmek “…temelinde yatan beklentileri sürekli gerçek olaylarla karşılaştırarak test etmek için karara bir geribildirim mekanizması katmak gerekir. Raporlara ve rakamlara ihtiyaç vardır.”

    Kararlarımızın sorumluluğu cihetiyle, kararın sahiplenilmesi için;

    • Uygulamaktan sorumlu kişinin adı
    • Sürecin tamamlanış tarihi
    • Karardan etkileneceklerin dolayısıyla onu bilmesi, anlaması ve onaylaması –ya da en azından karşı çıkmaması- gereken kişilerin isimleri
    • Doğrudan etkilenmeyecek olsalar da karar hakkında bilgi sahibi olmaları gereken kişilerin isimleri

    karar alıcılar tarafından belirlenip, bildirilmelidir. Bu temeller sağlanmadığından fevkalade sayıda kurumsal karar problemle karşılaşmaktadır.
    Kararları belli aralıklarla gözden geçirmekte özenli karar almak kadar önemlidir. Bu sayede kötü bir karar tahribata yol açmadan düzeltilebilir. Gözden geçirmeler sonuçlardan kararın temelindeki varsayımlara kadar her şeyi kapsayabilir.
    Etkin karalar almak faal yöneticiler kadar bilgi otoritesini kullanarak çalışanlar içinde mühimdir.
    Niyetlerin fiile dönüştüğü süreçte azim ve kararlılığın sürekliliği değerlidir, sürekliliğinin birincil kaynağı ise “hayat için güdülen dava”dır.
    Niyetler için kararlılık ve azimde problem yaşandığına şahit olduğumda,  M. Akif Ersoy un safahatından şu satırı hatırlıyorum“Azmin neden böyle süreksiz? Sen mi, yoksa davan mı yüreksiz?” Kendi sorguladığımda ürperiyorum.
    Şimdilik bu kadar, bu defa da “Kararlı-Yorum”
    Gayret bizden tevfik Allahtan(c.c).
    Bir sonraki yazımda “Yanlış Kararların sebeplerine Örnekler” i sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Sağlıcakla, muhabbetle kalın.